İrtica Savı Abartı mı? - Ali SİRMEN
Salı günü bu sütunda toplumsal tehditlerin olası tehlike olmaktan çıkıp, gerçekleşmeleri halinde yaptırımlarının da kalmadığını, Türkiye’de irtica konusunda durumun bu olduğunu yazdım.
Gerçekten de, Türkiye’de irtica ile ilgili herhangi bir yaptırım kalmadığı, kalanlar da kadük olduğuna göre, yukarıda ileri sürülen görüşe tek itiraz, irtica konusundaki iddiaların abartılı olduğu noktasında odaklanabilir.
Acaba irtica iddiaları abartılı mı?
Bırakınız Anayasa Mahkemesi’nin iktidar partisinin laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olduğu yönündeki kararını...
Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki kadrolaşmanın yasadışılığının yargı kararlarıyla saptanmış olmasına karşın, bu kararların birçok kez AKP’nin geçen dönemki bakanlık müsteşarı tarafından çiğnendiği konusunun bu zatı ayrıca mahkûm eden yargı kararlarıyla sabit olmasını da görmezden gelip, aldırmayın.
Ama şu son iki gündür Türkiye’yi allak bullak eden, AKP’nin rejimi nasıl içinden çürüttüğünü herkesin gözüne sokan olayların ardında ne olduğuna bir bakın yeter.
Evet, iki gündür devletin yapısına saldıranların nerelere kadar vardığını gösteren olayların ardında da, bir cemaat, merkezi İstanbul’da olan İsmailağa cemaati yatmaktadır.
İsmailağa cemaati adını ilk kez 3 Mayıs 2006 tarihinde Fatih Çarşamba Camii’nde işlenen bir cinayet ile geniş kitlelere duyurmuştu. Emekli bir imamın öldürülmesi, ardından, katilin de “kafasını mihraba çarparak ölmesi” ( aslında linç edilmişti) ile sonuçlanan olaylardan sonra kamuda cemaatin birileri tarafından korunduğu izlenimi pekişti.
***
Emniyet İstihbarat Dairesi raporunda, İBDA-C ile ilişkisi olduğu ileri sürülen cemaatin yüz binlerce üyesi olduğu söyleniyor.
Son olaylar, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2 Kasım 2007’de İsmailağa cemaatinin okulöncesi çocuklara eğitim verdiği ihbarı üzerine harekete geçmesiyle başlıyor.
Başta cemaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun bulunduğu İstanbul olmak üzere 16 ilde operasyon için hazırlığa başlanıyor.
Operasyonun 235 şüpheliye yönelik olarak gerçekleştirileceği öngörülüyordu.
Genç ama usta gazeteci İlhan Taşcı arkadaşımızın dünkü Cumhuriyet’in 9. sayfasındaki “İsmailağa’ya dokunanın başı yanıyor” başlıklı haberinde bildirdiğine göre, 235 şüpheli arasında adı geçen kişiler arasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Mahmut Ustaosmanoğlu, Ahmet Mahmut Ünlü (Cüppeli Ahmet Hoca), Yeni Şafak gazetesi sahibi Ahmet Albayrak da bulunmaktaydı.
Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in operasyonu, daha önceden haber alındığı için durduruldu. Aynı zamanda operasyondan üç gün önce, Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal bir operasyon yaparak, Cihaner’in girişimine kısa devre yaptırdı.
Bu arada, Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal aldığı bir ihbar mektubuna dayanarak, olayın terörle ilişkili olduğu, dolayısıyla soruşturma yetkisinin kendisinde olduğunu söyledi.
Cihaner hakkında da, İsmailağa cemaatiyle ilgili soruşturma başlattığı için bakanlık tarafından işlem yapıldı, ayrıca Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’ne de, 26 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
***
Bu arada Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de, Cihaner’i arayarak operasyonda gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istedi. Aradan geçen zamanda, aralarında ast-üst ilişkisi bulunmamasına rağmen, Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal, Cihaner’e yetkisini kaldırdığını bildirdi. Cihaner’in telefonları dinlendi.
Türkiye tarihinde ilk kez polis MİT Bölge Temsilciliği’ni bastı, aralarında Erzincan Şube Müdürü de olmak üzere 3 MİT görevlisini gözaltına aldı. Olay yatışıyor derken, soruşturma başladığı sırada, Erzincan’da görevliyken sonra Eskişehir’e tayini çıkan Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Recep Gençoğlu, Ergenekon üyesi olmak savıyla gözaltına alındı. Daha önce Erzincan Jandarma Komutanlığı’nda görevli olan İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Nedim Ersan, yardımcısı Üsteğmen Ersin Ergut, Astsubay Orhan Ersiner, Astsubay Şenol Bozkurt da Ergenekon üyeliğinden değişik tarihlerde tutuklanmışlardı. Son olarak 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk’in makamının aranmasına teşebbüs edildi, Genelkurmay’ın izin vermemesi üzerine vazgeçildi ve komutana 10 gün içerisinde şüpheli sıfatıyla ifadeye gelmesi bildirildi.
Nihayet, Başsavcı Cihaner tutuklandı.
Her şey bir yana benim bu bilgilerin ışığında size soracağım tek soru var, o da şu:
- Türkiye’de irticanın tehdit olmaktan çıkıp, yaşamın realitesi olduğu görüşü abartılı mı?..




del.icio.us
Digg

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin